
Bir süredir görüşmüyorlardı. Aralarında bir soğukluk vardı. Belki de birbirlerine yeterince zaman ayırmıyorlardı. Bari bir mesaj atayım dedi.
“Selam naber nasılsın? Herşey yolunda mı?” diye yazdı.
Kısa sürede cevap geldi: “Öyle birşey mümkün mü?”
Bu cevap ona türlü türlü düşünceler savurdu. Acaba ne demek istemişti? Herşeyin yolunda olmadığını mı? Yoksa onunla konuşmak istemediğini mi? Ya da başka bir şey mi?
Eğer iyi resim çiziyor olsaydı, bunları bir animasyona çevirirdi. Mesela kendisi bir çoban olurdu. Hayat olayları da onun otlattığı keçiler olurdu. Her sabah bu keçileri ile çıkar, onları belli bir sıra ile belli bir patikadan otlatmaya götürürdü. Eğer bu keçiler uslu uslu bu patikadan gider ve dönerlerse, o zaman herşey yolunda olurdu. Ama bazen yolunu şaşıran, farklı otlara merak salan ya da o yolu beğenmeyip başka yolları merak edenler de olabilirdi.
Bu keçiler onun hayatındaki sorunlar, sıkıntılar, kararlar, fırsatlar mıydı?
Kaçan 1-2 tane ise yakalamak, gitmesine izin vermek veya başetmek kolay olabilirdi.
Ama ya çok fazla keçi kaçarsa? O zaman ne yapardı? Onları bırakıp gider miydi? Yoksa hepsini toplamak için uğraşır mıydı?
Yoksa kaçan bir keçinin ardından koşup macera yaşamak mı hayatın kendisiydi?
Sahi keçileri kaçırmak deyimi buradan mı geliyordu?
Belki de hayatın anlamı, kaçan keçileri yakalamak değil, onların peşinden gitmekti.
Belki de o mesajı atan, onun hayatındaki en önemli keçiydi. Ve belki de onu kaçırmamak için, ona gerçekten ne hissettiğini söylemesi gerekiyordu.